AYRILIK ZAMANI

2/3/2007

 

DOST DEDİĞİN

 

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli... 
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı... 
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı... 
Dost dediğin; fanatik olmalı; 
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli. 
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, 
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...

Ama hepsinden daha çok; 
Dost matematiksel olmali; 
Sevinci çarpmalı... 
Üzüntüyü bölmeli... 
Geçmişi çıkarmalı... 
Yarını toplamalı... 
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı... 
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı... 
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı... 

 

Tüm gerçek dostlarıma sonsuz sevgiler.... Her anımda benimle olduğunuz iyiyi kötüyü paylaştığınız dostluğun anlamını yaşattığınız için çook teşekkürler..  Sizi çoook seviyorum... Allaha emanet olun.. Ağlamak yok ağlatmak ta yoook ona göre ...

Yorum (86) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

güzel haberler vermeyi ne çok isterdim...:(

1/3/2007

şimdi yazacakların  bir önceki postta yazdıklarımdan çok farklı ve iyi değil hatta daha da kötü..

 

şimdi anlatayım size dünkü dr muayenesini...

 

sevgili doktorumda benim gibi bebeğin pozisyon değiştirmiş olabileceği ümidiyle sarıldı ultrasyona ama nafilee...

Birde ne görsün bebiş daha da aşağı inmiş tam doğum kanalında gözüküyor bu sefer heran her şeye hazırlıklı ol diye kesin emir verdi.

Bunları okurken sakın kızmayın zaten moralim bozuk bide siz üstüme gelmeyin noluuuur..

Bir sürü yasak şey saydı bana yaz yaz bitmez...

Bebiş 2 kilo olmuş ve dr gelişimini çok beğendi  bu tombiş bir bebek olacağa benziyor dedi. Sağlıklı olsun ve sağlıklı doğsunda başka bişey istemiyorum valla.

Bende son 1 ayda 1 kilo almışım ve bunun çoğu bebeğe gitmiş , dr kilo alışımı çok beğendi ve böyle gidersen fazla kilon kalmaz doğumdan sonra dedi. Zaten söylediği en güzel şey buydu. Gerçi buna da şükür ya bunuda söylemeseydi dimi amaa ... :) Avucumuzu yalayarak dönmek daha kötüydü. Şimdi en azında biliyorum ki bebeğim sağlıklı ... Şükür yarabbim bunada şükür..

Pazartesi rapor alıyorum anlşayacağınız yarın aranızda olacağım son gün .. neyse bugün ağlamıcam söz verdim kendime..

 

Kendimi hazırlıksız yakalanmış hissediyorum neden böyle bilmiyorum ama öyle hissediyorum

 

Ama biliyor ve inanıyorum ki  her şerde bir hayır vardır . Ve ben sabırla o hayrı bekliyeceğim.

Önümde zor bir 2 ay var .bu süreçte beni yanlız bırakmayacağınızı biliyorum ve hepinize ayrı ayrı teşekkür ediiyorum şimdiden. Dualarınıza ihtiyacım olacak . 

Hepinizi seviyor ve kocamaaan kocaman öpüyorum

Yorum (15) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

seçim yapmak zorunda kalmak ....

13/2/2007

Herkese merhabalar ;

 

Bu yazımda şimdikinden çok farklı bir hülya  göreceksiniz karşınızda. Her koşulda kale gibi dimdik ayakta durabilen hülya dün akşamdan itibaren sanki surları yıkılmış hale geldi. Çoğunuz alışık değilsiniz benim bu halime biliyorum ama işin içinde evladınız canınızın parçası giriyorsa iş değişiyor malesef. En sağlam kalelerin bile bir anda yerle bir oluyor.

Öncelikle şunu belirteyim ben yılda belkide en fazla 10 kere rüya görürüm iyi veya kötü gördüğüm her rüya çıkar. Rüyamda sevindiysem muhakkak güzel bir olay olur üzüldüysem veya karışık şeyler görüysem de mutlaka kötü bir şieeyler olur. Pazar gecesi rüyamda kendimi birden sakallarım çıkmış yüzümün çoğunda sakal bitmiş halde gördüm nasıl ağladığımı anlatamam uyandığımda gözümde yaş vardı ve o sabah eşime ve annemlere anlattım rüyamı ve dedimki bakın ben bu hafta çok büyük bir sıkıntı yaşıcam hiç ummadık anda beklenmedik bir haber alıp çok üzülücem. Onlarda hayrolsun deyip geçiştirdiler. Ama içimdeki sıkıntı devam ediyordu. En son böyle bir rüya gördüğüde arkadaşımın çocuğu ölmüştü. (allah rahmet eylesim) Dü bütün gün rüyanın ağırlığı üzerimdeydi  ve akşam dr kontrolüm vardı. Saat 4,30'da doktorun muayenehanesine gittim beni ultrasona koydu ama ultrasona koyar koymaz yüzünün şekli değişti o anda içime bir kor düştü noldu dr hanım nasıl bebek diye sordum gayri ihtiyari dr'da beni telaşlandırmamak için gayet iyi gelişimi falan çok güzel şuan 1,500 gr falan dedi. Ama yüzünün şekli ultrasonu karnımda gezdirdikçe şekilden şekile giriyordu . Hemen hülyacım seni hemen izne ayırmalıyız dedi. Ben şok oldum gerçi bir şeylerin ters gittiğini hemen anladım helede aklımdan çıkmayan rüyamın bir şekilde çıkacak olması bunu daha da kolaylaştırıyordu.Ben ve eşim şaşırmıştık dr bana her an erken doğum yapabileceğimi bebeğin pozisyonunun doğum pozisyonu olduğunu söyledi . Bebek çok aşağıdaymış ve baş aşağı duruyormuş meğer 15 gündür devam eden sancılarımda bu yüzden oluyormuş . Bende üşüttüm sanıp üzerinde durmuyordum . Doktorum ısrarla doğum öncesi 2 aylık iznimi başlatmamı söylüyordu bense ikilemdeydim doğum öncesi iznimi şimdi kullanırsam doğumdan sonra bebeğimi 3 aylık bırakıp nasıl işe dönerim diye düşünüyordum dr ısrar ettikçe ben hayır 1 ay daha dayanırım diyordum . İnsan anne olunca kendinden önce bebeğini düşünüyor malesef. Ben şuan tehlikedeyim eğer allah göstermesin bir erken doğum olursa (ki ben bu düşünceyi aklıma bile getirmek istemesemde hiç aklımdan çıkmıyo) ne yaparım.Naısl büyür o minicik (1500 gr ) bebek ve zorlukları , hastanelerde kalmalar , kuvözler,....... gece boyu göz kırpmadan herşeyin yolunda gitmesi için yalvardım yaradanıma.Duy sesimi mevlam herşey yolunda gitsin bebeğim sağlıklı ve zamanında doğsun ...Şuan yazarken bile kelimeler düğümleniyor boğazımda böyle bir ihtimalin olması bile içimi kemiriyor. Dr'la uzun süren konuşmamız sonucunda işimin masa başı olması ve kedimi yormamam koşulu ile 1 ay daha çalışmama izin verdi. Dr bile gözleri doldu. İşte annelik bu kendinden önce bebeğini düşünüyorsun ve onu minicikken bırakıp işe gitmek zorunda kalacağın için daha şimdiden vicdan azabı duyuyorsun. Sonunda 15 günde bir kontrole gitmek ve işyerinde ayakta durmamak otururken ayaklarımı yüksek bir yere koymakve eve gidince hemen yatıp dinlenmek  koşulu ile 1 aya razı geldik. Çok üzüldüm çünkü ben çok hareketli bir insanım beni 5 dakika aynı yerde göremezsiniz.  Ama insan anne olunca her şeye razı geliyor malesef. şimdi beni zor bir süreç bekliyor. Eşim çok tedirgin olsada bana pek belli etmedi . Allah razı olsun ondan her dakika yanımda ve her şeyime yardımcıdır kendisi çoğunuz bilir hatta benle kafa  bile bulursunuz bu konuda.. Her dakika hayatım her şey güzel olcak kötü şeyler getirme aklına sadece biraz daha dikkat edeceğiz derken içindeki tedirginliği anlayabiliyordum.O bile beni böylesine yıkılmış görmemişti bu güne kadar. Hiç beklemediğim bir anda böylesine bir şeyle karşı karşıya kalmak savunmasız bir kalenin fethi gibiydi. Ama asla pes etmeyeceğim  . Yüce allahımında izniyle bebeğimle beraber bu zorlu yolculuğu sağlıcakla tamamlayacağız inşallah. Bunun için sizlerin dualarına da ihtiyacım olacak bilityorum ki beni yanlız bırakmayacaksınız. Buna da şükür diyorum çünkü ya babeğime bişey olsaydı. Şükür ki onun sağlığı ve gelişimi yolunda şimdi herşey bana kalmış dikkat edip bebeğimi içimde geliştirmek ona mutlu ve sağlıklı bir gelecek sunmak benim elimde. Onun içinde bundan sonra ki şu zor 2 ayda kendime şimdiye kadar hiç göstermediğim dikkati göstermem gerekiyor. Çok zor olsa da bunu yapacağım . Aslında şuan izne ayrılmaya benimde çok ihtiyacım var bu hamilelik süğreçim baştan beri ilkinden çok daha zor geçti. Bu zorluk yordu beni ama dediğim gibi bebeğimi düşünerek temkinli olmalı ve bu 1 ayı çok iyi geçirmeliyim . Ki sonra bebeğimi büyütecek zamanım olsun.

 

Daha fazla devam edemeyeceğim .. hepinizden alışık olmadığınız yıkık bir hülya gördüğünüziçin özür diliyor ve bana dua etmenizi istiyorum . Öptüm sizi..

Yorum (94) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ANNELİK

7/2/2007

 

9 ay boyunca büyük keyifle tüm zorluklarına rağmen onu taşımaktır annelik ,

- Doğduğu gün daha önce hiç yaşamadığınızı hissetmektir ,

- Yüzüne bakıp bakıp bu güzel meleği benmi doğurdum 

   diyebilmektir ,

- Yeni doğduğun da o kırmızı ve buruşuk yüzüyle bile sana

   dünyanın en güzel bebeğiymiş gibi gelmesidir,  

- Ona iğne yaparlarken , kan alırlarken sanki parçanı

   koparıyorlarmış gibi acı çekmektir ,

- Her ağladığında çaresizce nesi olduğunu anlamaya çalışıp 

   onunla  beraber ağlamaktır,

- Onunla beraber yatıp sırf o uyanmasın diye her tarafınız tutulsa

   dahi kıpırdamadan yatmaktır ,

- Her tıka basa emdiğinde bile acaba yavrum aç kaldı mı diye 

   düşünmektir,

- Ne kadar derin uyusan bile gece bebeğinin nefes alışını bile

   duyabilmektir,

- O yemek yemeden kendinizi aç hissetmektir 

   ( bu arada ben hep açııım )

- Gözünüzden uyku aksa bile o hastayken aslan kesilmektir

- Uyuyacağı , yemek yiyeceği, hastalanacağı zamanı önceden

   anlayabilmektir ,

- Onunla beraber gülmenin tadını başka hiçbir şeyde 

   alamamaktır  ,

- Bir anne deyişine ölürüm demektir ,

- Nefes almakta zorlansanız bile en son nefesini yavrun

   için harcamaktır  ,

- Yavrum derken içinizin sökülüp gelmesidir ,

- Başı ağrısa dünyanızın başınıza yıkılmasıdır  ,

- Üst üste hiç bıkmadan usanmadan aynı masalı onlarca 

   kez okumaktır  ,

- Bir dudak büzüşüne dayanamamaktır  ,

- Hayatındaki her türlü olumsuzluğa rağmen sırf o var diye

   dünyaya  karşı  durabilmektir,

- İnadına yaşamak ve her zorluğa göğüs gerebilmektir ,

- Her gece Allaha beni ondan bir saniye bile fazla yaşatma

   diye dua etmektir  ANNELİK …

 

 

Bu duyguyu yaşamayı Allah isteyen herkese nasip etsin . Yaşansın ki daha önce ne kadar eksik yaşadığımız anlaşılsın. Ben hayatımdaki bu eksikliği maalesef ki  27 yaşına kadar anlamadım .. Taa ki minik kızım her şeyim dünyaya gözlerini açana kadar.. O an dünyam değişti onu kucağıma verdiklerinde inanamadım.  Nasıl böyle  güzel bir duygudan mahrum kalmışım onca sene… Geri dönüşüm olsa sırf bu güzel duyguyu daha erken yaşamak için 18 yaşında evlenirdim herhalde …   Dünyama renk katan minik bir bedenin böylesine hayatımı değiştireceğini başkası söylese inanmazdım…

 

12 Eylül 2003 büyük gün. Konvoy halinde hastaneye gidişimiz evlere şenlikti.. Eşim , kaynım , annem , babam , ablam , kardeşim, babaannem , yengelerim …….. tam görülmeye değerdi. Hastane koridoru sanki bizi bekliyormuş bomboştu o günkü ilk ameliyat benimkiydi sabah 7,45 ti saat henüz ve bizim gelmemizle hastane koridoru birden doluverdi… Herkes çaktırmadan yüzüme bakıp içinden dualar ediyordu. Beni korkutmamak için konuşmaları başka yönlere çeviriyorlardı. İsmimi çağırıp beni ameliyata hazırlayacak hemşireler geldiğinde ben hiçbir şey düşünmemeye çalışarak boynunu eğmiş kurbanlıklar gibi içimden her şey yolunda gitsin diye dualar ederek o yeşil gıcık elbiseleri giyiverdim. Nasıl giydiğimi bile anlamadım. İçimde korku yoktu ama sadece bir tedirginlik vardı inşallah her şey yolunda gider diye… Diyorum ya bende biraz kaçıklık var sanırım veya bendeki deli cesareti… Sedyeye yatıp ameliyathaneye çıkarılana kadar herkes yanımdaydı içlerindeki korku ve yüzlerindeki yalancı tebessümle beni takip ettiler kapıya kadar. Ameliyathaneye girdiğimde beni ilk narkozcu amcam karşıladı. Nasılsın hülya sultan deyişi beni rahatlatmıştı. Şakacı ve şeker bir adamdı. İyiyim dedim iyi olmasam da.. Sonra bana şimdi rahatlayacaksın deyip gülümsedi.. Birden karnımın üstünde sanki bir buz kütlesi düştü diye hissettim ve çok üşüdüm karnıma ilaç sürüyorlardı her taraf kıpkırmızı olmuştu ilaçtan.. başka bir şey hatırlamıyorum sadece koluma batan ufacık bir iğne ve sonrası koca bir boşluk. Bebişimi alıp hemen babasına ve teyzesine vermişlerdi . Ben odaya gelinceye kadar ayılmamıştım. Kafamda karnımdayken bile her gece düşündüğüm tek bir soru vardı bebişimle ilgili. “ Acaba eli yüzü düzgün sağlıklı bir bebekmiydi” Baygınken bile aklımda bir tek bu soru vardı. Başım çatlarcasına ağrıyordu  baygınken söylediğim tek laf “ beni tekrar bayıltın başım çok ağrıyo”  olmuştu.. Gözlerimi açamıyor sözcükleri toparlayıp konuşamıyordum ama aklımda hep bebeğimle ilgili soru takılıydı. Tüm konuşulanları duyuyordum bebişimle ilgili çok güzel şeyler söylüyorlardı. İlk olarak babaannemin dediği “ bu ne kadar beyaz bir bebek tıpkı pamuğa benziyor” sözü geldi kulaklarıma ve ardından tüm kafamdaki soruları okurcasına yengemin yaptığı yorum rahatlatmıştı beni “ allahım kurmuş sürmüş yollamış ne kadar güzel ve sağlıklı bir bebek “ Vee gözümü ilk açış bebişimle sarılış.. Elime aldığımda anında sustu bebeğim. 9 aydır beklediğim kokuyu duymuştum sonunda beni mest eden bu kokuyu unutmam imkansız hayat boyu. Çok farklı anlatılması dile dökülmesi zor bir duygu… Ama çok ta güzel bir duygu allahım herkese nasip etsin… Her ne kadar zor bir süreç olsa da güzelliği tüm zorluğunu kapatıyor. ALLAHIM iyiki bana evlat sevgisini yaşatmışsın sana sonsuz şükürler olsun mevlam.  Şimdi bu güzel duyguyu pekiştirerek yaşamak için 2. bebişimi bekliyorum. Allah nasip ederse Nisan 25 gibi ona da kavuşacağım. Mutluluğumu kat kat artıracak olan minicik bir beden daha… 

 

ALLAHIM SANA ŞÜKÜRLER OLSUN… VERDİĞİN NİMETLER  SAĞLIK VE GÜZELLİKLER İÇİN…

 

 

 

 

 

 

Yorum (36) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

TRABZONLU OLMAK ...

1/2/2007

 

 

TRABZONLU OLMAK NE DEMEK?
Trabzonlu olmak
Yaşamı hücrelerine dek duyumsamak demek

Trabzonlu olmak

Duygusallık demek,
Şairleri kıskandırırcasına

Trabzonlu olmak
Muhalif olmak demek,
İradenin üzerindeki toz zerresine bile!

Trabzonlu olmak
Soru işareti olmak demek, çengeli en uzun olanından

Trabzonlu olmak
Direnmek demek,
Gerektiğinde kafa tutabilmek tüm dünyaya!

Trabzonlu olmak
İsyan demek;
Kalıplara, elbiselere, düzene, tüm dayatılmışlıklara

Trabzonlu olmak
Tabanca mizaçlı olmak demek;
Sevincini, öfkesini kimselerin tahmin edemediği;
Her daim vurucu, her daim yakıcı ve delici!

Trabzonlu olmak
İnsan olmak demek kemençeden;
Çok sesli, çok renkli,
Doyulmaz tatlar yaratan, kayde atlarken:-)

Trabzonlu olmak
TRABZONSPORLU olmak demek,
Yılların ezilmişliğinin ortak sesi, yılmaz balyozu, Sıradanlığın tepesinde!

Trabzonlu olmak
Kartal olmak demek,
Konmak Boztepe’ ye, açmak kanatlarını,
Kucaklamak Karadeniz’ i...

Kaç Trabzonlu var dünyada???

 

Evet bugün canım arkadaşım öznurun isteği üzerine yazıyorum bu yazıyı...Ne zaman canı sıkılsa hep trabzonu dinlemek ister...Trabzonda olmak ister henüz gelemesede en az bizim kadar kendini trabzonlu hisseden çerkez güzeli arkadaşım .

 

Ona ve size Trabzonu anlatmaya çalışayım biraz. Bazen çoşkulu bazen karadeniz gibi hırçın ama durulunca eşi benzeri olmayan ,insanlarının hep güleryüzlü ve hayata bağlı , misafirperver olduğu sıcacık şehir. 

 

Teknolojinin gelişmesine rağmen hem gelişip hemde geleneklerine bağlı kalabilen insanlara sahip.( bakınız beeen  çok mütevaziyimdir heheee  ) Trabzonda dışarda kalsanız herkesin kapısını gönül rahatlığıyla çalabilirsiniz çünkü insanımız misafire öyle değer verirki herşeyden üstün tutar. 

 

Aaah  aaah anlatmakla bitmezki nerden başlasam nasıl anlatsam... Şimdi yemeklerden bahsedecem bu bize yapılırmıydı diye kızacaksınız ama elim mahkum anlatmam lazım. İsteyen gelssin ben yapiiim.. Yok öle üç kuruşa beş köfte  . Evet meşhur vakfikebir ekmeğimiz, kuymağımız, hamsimiz, mısır ekmeğimiz , hamsili pilavımız ( bu öznur için) , hamsi kuşu (hamsili çörek) , laz böreğimiz , karayemişimiz , lahanamız , trabzon hurmamız, köftemiz , kayganamız ...... oooo oooo say say bitmez ağzınızın suyunun aktığını burdan görebiliyorum onun için fazla devam etmiyorum. he heee

 

En meşhur geleneklerimizden birisi de atma türkülerimiz yani manilerimiz...Eskilerden beri süregelen bu gelenek öncelerde her düğünde kemençe eşliğinde insanlar tarafından karşılıklı atışılarak söylenirdi. Artık düğünlerde pek olmasa da hala devam eden benim özellikle kalkan olarak  ( haleye karşı) kullanmayı çok sevdiğim bir gelenek. 

 

Derenun kıyısında

Olta vurdum baluğa..

Onbeş yaşında idum

Başladum sevdaluğa ..

 

ERKEK (1) KADIN (2)
Derin derin göllerin Derin derin göllerin
Dibine dalacağı Dibine dalamazsın
Ahdettum yemun ettum Ne kadar yemin etsen
Kız seni alacağum Sen beni alamazsın.

 

   
KADIN (1) ERKEK (2)
Uşak gelme peşume Böyü kavağum böyü
Anamın tek kızıyım Göğe mi alacasun
Nazar edersun beni Almam seni deyisun
Göğlerin yılduzuyum. Bekar mı kalacasun

 

Gezilmesi görülmesi gereken o kadar çok yerimiz varki.. Yeşili ve mavisiyle kucak kucağa her tonda yeşili ve maviyi bir arada görmenin mümkün olduğu özellikle dışardan gelen insanların aşık olup döndüğü cennette yaşıysunuz kıymetini iyi bilin dediği bir şehir burası.  sayısını bile bilmediğimiz her birinin birbiirden güzel olduğu yaylalarımızda yaşam bambaşka .. Teknolojiden uzak ama bir o kadar huzur verici , sohbetlerin , muhabbetin tadına doyamadığımız yerler.

 

Hepinizin mutkala gelip görmesi gereken yerler ve ben hepinizi burada bekliyorum...

 

 

Yorum (27) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

manaana

hülya&hazal&ceyda

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro